Külkedisi Nasıl Siborg Oldu? Marissa Meyer’in Cinder Başlıklı Romanında Masalın İnsan-Ötesi Bağlamda Yeniden Tahayyülü,
Cinderella Goes Cyborg: Post-human Re-Imagining of Fairy Tale in Marissa Meyer’s Cinder

Author:

Number of pages : 198-213

Abstract

20. yüzyılın sonlarına doğru ve 21. yüzyılın başlarından itibaren, masal, türün popülerleşmesine katkıda bulunan yazarların ve eleştirmenlerinin büyük çoğunluğu tarafından dikkate değer bir diyalektik gelişmeye tanık olmuştur. Bu çalışma, geleneksel Sindirella (Külkedisi) masalının ve bu masalın siberpunk bilim kurgu türündeki modern yeniden anlatımı olan, Marissa Meyer’in Lunar Chronicles roman serisinin ilk kitabı olan Cinder romanı bağlamında söylemsel ve tarihsel bir analizini sunmaktadır. Geleneksel masal genellikle sosyal ve kültürel yapıları, özellikle kadın bedenini cinsiyetlendirme normlarını yeniden oluşturur. Çağdaş insanötesi kuramın, kadın ve özellikle kadın sayborg bedeniyle ilgili olarak, güncel tartışmalara katkıda bulunmada ve geleneksel toplumsal cinsiyet meselelerini bu anlamda tartışmaya açmakta önemli rol üstlendiği savunulmaktadır. Bu bağlamda bu çalışmanın temel amacı, çağdaş insanötesi kuramı ve Donna Haraway tarafından ileri sürülen ve Anne Balsamo'nun yeniden okumaları tarafından geliştirilen siborg özne kavramından yararlanarak, kadın imgesi modelinin ardındaki temel nedenleri ve sosyal yapıları araştırmak, ve bu bulgular ışığında geleneksel Sinderella (Külkedisi) masalını incelemektir.

Keywords

Abstract

In the last decades of the 20th century and the beginning of the 21th, the fairy tale witnessed a remarkable dialectical development by the vast majority of fairy tale writers and critics who have contributed to the popularization of the genre. This study offers a discursive and historical analysis of the traditional fairy tale of Cinderella and its modern retelling in the cyberpunk science-fiction genre as seen in Marissa Meyer’s Cinder: The Lunar Chronicles novel. The traditional fairy tale usually regenerates social and cultural constructions, mainly those norms on gendering the female body. It is argued that contemporary posthuman critical theory has been fundamental in contributing to current debates and negotiating the traditional gendering issue, particularly in regard to the female and female cyborg body. Taking advantage of the contemporary posthuman critical theory, and the cyborg subject presented by Donna Haraway and promoted by Anne Balsamo’s readings on the cyborg, the principal objective of this study is to investigate the main reasons and social constructions behind a female image model that lasted for many centuries and which is still active, and to scrutinize the traditional fairy tale of Cinderella under these lenses. The most obvious finding to emerge from the study is that cyborg technologies have been adopted by Haraway and her contemporaries, offering a chance to challenge all the biased sexual politics, gendering norms and other social practices that depict the female body in an exaggerated feminized way and draw a faulty image of woman for the generations to come.

Keywords