Türkçenin Söz Varlığına Katkıları Açısından Ana Dili Edinimi Süreci

Author:

Number of pages: 222-232
Year-Number: 2021-9.2

Abstract

Ana dili edinimi sürecinde çocuklar,  göstergenin gösterilen yönünü, yani anlamını öğrenmeden önce çevrelerindeki nesne ve eylemleri temsil eden sembol ve işaretleri öğrenirler. Çevredeki nesnelerin anlam belirleyici pek çok özelliği olsa da bu nesnelerin karşılığı olan kelimeleri,  çocukların nesnelerdeki en çarpıcı özelliğe göre seçtikleri gözlemlenir. Bu durumda çocukların ilk dil üretimlerinde kullandıkları gösteren (simge / kelime) ile gönderge arasındaki ilişkinin keyfî olmadığı söylenebilir.

Bu çalışmada 1-7 yaş arasındaki çocukların çeşitli öğrenme becerilerini kullanarak (dinleme, görme, taklit etme vb.) dış dünyayı nasıl kodladıklarını ve bu kodlamanın hangi ölçütlere göre yapıldığını tespit etmek amaçlanmıştır. Alan araştırmasından elde edilen veriler değerlendirildiğinde çocukların söz varlıklarında, nesne / varlık kodlayıcılarının hareket kodlayıcılarına oranla daha çok yer tuttuğu tespit edilmiştir. Bunun nedeni, araştırmaya konu olan çocukların henüz somut dönemde olmaları ve çevrelerinde bulunan, sık karşılaştıkları varlık ve nesneleri betimleme ihtiyacı duymalarıdır.  Çocuklar, çevrelerindeki varlıkları kodlamada, daha çok bu varlıkların işlevlerini dikkate almışlardır. Nesnenin / varlığın çıkardığı yansıma sesi, nesnenin / varlığın aynı kavram alanı içindeki göstergelerle ilişkilendirilmesi,  parça-bütün / iç-dış ilişkisi, dilde tasarruf ilkesi, biçimbirimlerle anlamın kuvvetlendirilmesi, biçimbirim aktarımı yoluyla üretilen nesne / varlık kodlamaları da çocuklar tarafından sık kullanılmıştır. Hareket betimlemelerinde ise aynı kavram alanı içindeki göstergelerle kodlama ön plana çıkmıştır.

Ana dili edinimi sürecinde çocukların dil üretimleri ve göndergeleri kodlamaları çok özgün görünümler sergiler. Bu alanda yapılacak daha kapsamlı çalışmalar, dilin genel söz varlığına katkı açısından önem arz eder.

Keywords

Abstract

In the process of native language acquisition, children learn the symbols and signs that represent objects and actions in their environment before learning the indicated direction, i.e., the meaning of the sign. Although the surrounding objects have many meaning-determining properties, it is observed that children choose the words corresponding to these objects according to the most striking feature of the objects. In this case, it can be said that the relationship between the signifier (symbol/word) and the referent used by children in their first language production is not arbitrary.

In this study, it was aimed to determine how children between the ages of 1-7 encode the external world using various learning skills (listening, seeing, imitating, etc.) and according to what criteria this coding was performed. When the data obtained from the field study were evaluated, it was determined that object/entity encoders occupied more place in children's vocabulary than motion encoders. The reason for this is that the children who are the subject of the study are still in a concrete phase and need to describe the beings and objects they encounter frequently. Children mostly considered the functions of these beings in coding the beings around them. The reflection sound produced by the object/entity, the association of the object/entity with the signs within the same conceptual field, the part-whole/inside-outside relationship, the principle of saving in language, the reinforcement of meaning with morphemes, object/entity codings produced by morphemes are also frequently used by children. In motion depictions, coding with indicators within the same conceptual area has come to the fore.

In the process of mother tongue acquisition, children's language production and coding of posts exhibit very unique views. More comprehensive studies in this field are important in terms of contributing to the general vocabulary of the language.

 

Keywords